Bugun...

Türkiye'de Milliyet değil,Mülkiyet kavgası var !
Tarih: 18-03-2013 11:43:00 + -


Millet Derneğinin aylık konferanslarından Mart ayı konferansının konusu “Türk Kimliği ve Yeni Anayasa Çalışmaları” idi.

Türkiye'de Milliyet değil,Mülkiyet kavgası var !

TÜRKİYE’DE MİLLİYET DEĞİL MÜLKİYET KAVGASI VAR!

Millet Derneğinin aylık konferanslarından Mart ayı konferansının konusu “Türk Kimliği ve Yeni Anayasa Çalışmaları” idi.

 Konferansın açılış konuşmasını yapan dernek başkanı Mustafa TEMİZER şunları söyledi: ”Ülkemiz bir geçiş dönemi yaşamaktadır. Bu geçiş dönemi milletimizin, var olma ve yok olmasına etki edecek bir dönemdir. Bu dönemde, milletimiz için çok önemli olan kavramlara asli anlamları dışında yeni anlamlar yüklenmektedir. Adeta güller diken olarak sunularak toplumumuz, varlığımızın teminatı değerlerimizden uzaklaştırılmakta; dikenler gül olarak sunularak milletimiz yok olma tehlikesine doğru itilmektedir.

 Millet Derneği olarak kavramları doğru algılamak, milletimize gerçekleri anlatmak maksadıyla düzenlediğimiz aylık konferanslarımızdan Mart ayının konusu da gündemde olan Türk Kimliği ve Yeni Anayasa Çalışmaları gibi iki önemli konudur.

Çok yararlı bir bilgi paylaşımı olacağı kanaatiyle Konuşmacı Sayın Oktay FAKIOĞLU’na ve siz kıymetli katılımcılara şimdiden teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.”

Dernek başkan yardımcısı Osman İKİNCİ’nin konuşmacıyı takdim konuşmasının ardından sözlerine başlayan Tarihçi Arşt. Yazar Oktay FAKIOĞLU, kimlik konusunu, insanlık tarihinin başlangıcından başlayarak ayrıntılı şekilde anlatarak Türk Milleti tanımının ırki ve etnik kökene bağlılıktan öte bir anlam ifade ettiğini belirtti.

Fakıoğlu özetle şöyle dedi: “Türk milleti tanımı nerden gelmektedir? Nuh Peygamberin Yafes isimli oğlunun çocuklarından birinin adı Türk’tür. Bunun çocukları ve torunlarından gelen bütün kabileler Türk adıyla anılmış, zaman içerisinde kültürel değerler itibariyle yeni toplulukların da katılımıyla büyük bir aileye düşmüştür.

Türkler Selçuklular ve devamı olan Osmanlılarla beraber batı karşısında bin yıl İslam’ı temsil etme misyonunu üslendi. Hıristiyan alemi, tarih boyunca Türk milleti ifadesiyle Müslümanları kastetti, Müslüman ifadesi yerine Türk sözcüğünü kullandı.

Dünyada altı bin (6.000 ) Etnik grup olmasına rağmen Birleşmiş Milletlere kayıtlı 193 ülke var. Her etnik grup bir devlet bir millet değildir. Bu gün ABD başta olmak üzere bütün ülkelerde birçok etnik grup var ama bir devlet var, bir millet adıyla anılır.

Türk Milleti kavramı da Türkiye sınırları içinde yaşayan kendini bu ülkenin vatandaşı sayan ve vatandaşlık görevlerini yerine getiren herkes etnik kökeni ne olursa olsun Türk Milleti olarak anılmıştır. Millet bir vücut gibidir. Milleti meydana getiren etnik unsurların her biri fonksiyonları açısından kıymetlidir. Vücuttan  koparıldığı zaman hiçbir anlam ifade etmez.

Ülkemizde hortlatılmaya çalışılan kavmiyetçilik; emperyalist ülkelerin ülkemiz ve bölgemiz üzerindeki mülkiyet hakkı elde etme gayret ve çabalarından başka bir şey değildir. Etnik farklılıklar öne sürülerek millet çatısı altından ayrıştırılmaya çalışılan kavimler bilmelidir ki emperyalist Batı kimsenin kara kaşı, kara gözü için onları desteklemez. Onların yaşadığı yerlerde mülkiyet hakkı elde etmek için destekler. Her kavim ve etnik grup, içinde bulunduğu millet topluluğunun kıymetini bilmeli. Emperyalist Batının parçala böl, yönet ve yut oyununa gelmemeli.  Dolayısıyla dışarının yönlendirmesi ve desteğiyle gündeme gelen kavga ve çatışmalardan amaç, milliyet değil mülkiyet meselesidir. Birileri bu ülkede kavimler, milletler ya da milliyetler üreterek oluşturdukları kaos ortamından yaralanarak Türkiye’den yeni ülkeler, Türk milleti içinden de yeni milletler çıkarmaya çalışmaktadır.

TÜRKİYE AFGANİSTAN OLMAYA ZORLANIYOR!

Yeni anayasa çalışmalarında en çok konuşulan ve tartışılan, üzerinde anlaşılamaya varılamayan konu vatandaşlık tanım konusudur. Anayasa uzlaşma komisyonundaki partilerin ortak bir anayasa çıkarma konusundaki temel farklılıkları, vatandaşlık tanımı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu konu aslında  doğrudan anayasanın ilk dört maddesi ile alakalıdır. 

Ülkemizde yeni anayasa gündeme getirilmesinde temel etken, problemin aslında ilk dört maddeden kaynaklandığı düşüncesidir. Egemenlik paylaşılır ve milliyet vurgusu yapılmazsa terör ve bölücülükten kurtulunabilir anlayışı vardır. Ancak bu anlayış sorunu çözmekten öte ülkeyi gerçekte hak etmeyen kavram kargaşasına sürükleyeceğinden daha büyük kargaşalara da kapı aralayacaktır. Türkiye’de mevcut anayasanın 66. Maddesinde ifadesini bulan vatandaşlık tarifi zorlanır ve oradaki Türk kavramı -kelime olarak dahi- kaldırılır, yeni etnik isimler eklenerek Türkiye, egemenlik anlamında çok etnikli yapıya dönüşürse bu toprakların tarihi mülkiyetine ve kültürel kimliğine aykırı davranılmış olur.

Bu ortamdan yararlanma konusunda pusuda bekleyen ve hatta ortam oluşturmaya çalışan emperyal devletlerin yolunu açmış, onların işini kolaylaştırmış oluruz. Böylece Türkiye’miz Batılı Haçlı Siyonist ve de diğer kötü niyet sahibi güçlerin yeni savaş alanları haline gelir. Zaten onlarında en büyük beklentileri budur.

 PKK ve Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen anayasa önerilerinin ve ona benzer çeşitli tekliflerin arka planında, batının Türkiye üzerindeki tarihi şark projesini görüyoruz. Anayasa yapıcıları, bu tuzağa düşerlerse Türk milletinin birlik ve beraberliğine zarar verici çok yanlış ve tehlikeli adım atmış olur. Neticede içerden ve dışarıdan meydana gelebilecek kışkırtmalarla memleketimiz iç çatışmaya sürüklenebilir. Böylece Türkiye uzun yıllar iç kavgaların ve dış müdahalelerin acı örneklerinin yaşandığı bir Afganistan, ve Allah korusun bir Irak durumuna düşer.

Türk milletine, sivil toplum kuruluşlarına, anayasa yapıcılarına şunu ifade etmek ve hatırlatmak istiyoruz. Anayasa milli bir konudur. Anayasa, İçinde ortak yaşam alanı oluşturan yaşanmış bir geçmişi ve maddi manevi anlamda huzur ve güven içinde yaşanacak bir geleceği ifade etmeli. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, Türkiye vatandaşlığı gibi ifadeler, bu toprakların gerçekleriyle örtüşen, onu tanımlayan ifadeler olamaz. Bu coğrafyanın adı Türkiye, üzerinde yaşayan milletin adı da Türk’tür. Tarih böyle diyor, dünya da bizi böyle tanıyor. Bu gerçeklerin üstünü örtmeye çalışmak ya da kasten bu değerlerle oynamak bir gerçeğin inkarı ve bir hakkın da gaspı olur ki Türk Milleti bunu kabul etmez ve etmeyecektir.”




Bu haber 3338 defa okunmuştur.

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET HABERLERİ